Dikkat! Bu sayfadaki tüm girdiler turkcell ve isbankası aracılığı ile şahsıma sağlanmış e-imza ile korunmaktadır.

Beni koruyun!

Beni Koruyun

13 Eylül 2008 Cumartesi

Son Söz

0 kişi izah etti
Uzun veda cümlelerini sevmem aslında..
Veda ederken ağlamayı, hüzünlenmeyide hiç sevmem...
Bavulumu toparlamadım...
Herşey aynı yerinde duruyor..Kıyafetlerim, okuduğum siyasi kitaplar, başkaldırmayı öğretmiş, kaçıp gitmeyi düşündüren, özgürlüğü ifade eden manzara tablosu...
Sigara paketlerini dizdiğim o küçük dolabın yanı bile öylece duruyor..
Parfümlerimi çantama doldurmadım..
Makyaj malzemelerime hiç ellemedim..
Ojelerimi sildim...
Pamukların ağır aseton kokusuyla doldu odam...
Herşeyi olduğu yerde görmek istiyorum...
Halimi bir görseniz...
Üzerimde ablamın hamileliğinde giydiği ve o halde bile bana bol gelmeyen elbisesi...
Başımda mavi bir eşarp var..Bandana niyetine sardım...Kulağımın az üzerinden düğümledim..
Küçükkende öyle yapardım...
Ağlardım bu odada..Bu odada intihar ettim..Bu odada kan döktüm, burda savaştım, burda geçirdim bütün sinir krizlerimi..
Burda uyudum ablamla..
Burda çay içtim, burda sigara içtim..
Küsünce buraya kapattım kendimi..
Burda öğrendim sevgiliden kilometrelerce uzak olmayı...
Burda aldatıldığımı öğrendim...
Burda beğenildim..
Burda içtim geberene kadar...
Burda gittim, burda kaldım...
Burda inançları uğruna ölenleri özledim..Onlar gibi olmayı..
Burda inançlarımdan vazgeçmeyi, susmak ve türevlerini bir bir kendime yedirdim..
Burda sevdim ilk defa..Ve ilk defa bu odanın camında hissettim yalnızlığı, ölümü, acıyı....
Bütün hayatım bu izbe, küçük, duman altı olmuş ve inadına çay kokusuyla dolmuş odada geçti..
Şimdi gidiyorum..
Diyeceksiniz ki çok uzun bir zaman değil, tamamen elveda etmeyeceksin..Bir gün elbette döneceksin..
Hayır..
Günün birinde yabancılaşmış bir misafir konumunda uyuyacağım tekrar..
Belki evimi özleyeceğim işte o gün..
Belki ait olduğum yeri karıştıracağım...
Ben evimden, annemden, çok kızdığım babamdan hiç ayrı kalmadımki..
Hiç yabancı olmadım buralara...
Hiç bırakmadım bu duvarları...
Şimdi ağladığımda yanımda bir annem olmayacak...
Tek başıma savaşmak zorundayım...
Tek başıma gelmeliyim yine hayatın üstesinden...
Aldatanlarla, üzenlerle, bir tekme atanlarla yine...Yine ben savaşmak zorundayım...
"Gülümse..."
Çok tanıdık bir melodi..
"Tut ki karnım acıktı
Anneme küstüm
Tüm şehir bana küstü
Bir kedim bile yok
Anlıyor musun
Hadi gülümse
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir Akdeniz olur
Gülümse
Gülümse hadi gülümse
Bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim"


Hepinizde tebessüm görmek istiyorum...

Küçük kızınız koca bir kadın oldu..
Umarsız ve heycanlı gitmiyor..
Umursuyor..
Heycanını yenmiş olarak gidiyor...
Sürgün her yerde sürgündür..
Bir şekilde sürülecektim..
Bunu hakettim...
Sürgünümü evime 3 saat uzaklıkta, yakın, lakin uzak, çok uzak bir yere yedim ben...
Hak ettim..
Yine aynı kadın sesi...
"fırtınada ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her şafakta her yudumda
hasret sancıdır"

....mısralarını dizdi gırtlağıma
Hoşçakalın..
Yokluğumu aratmayın...
Mevsiminiz hep kiraz bahçelerinden olsun...

6 Eylül 2008 Cumartesi

Meşgulsen ellemem!!

0 kişi izah etti
Ne kadar salak bir akşamdı..
Kösss kössssss.............
Meşgul uyarılarım ve aldığım tepkiler çok komikti..Birazda sinirlendim...
Akşam bir grup eski dostla koyu bir sohbet vardı...
Güzeldir o sohbetler..Demli bir çay kokusu hasreti gibi..Yılların özlemini gidermek gibi..
Netten yapılan bu sohbetler kalabalık olur..Kalabalık sohbetlerde kendinizi genelde ikinci bir kişiye endeksleyemezsiniz..
Bu gece ve böyle bütün gecelerde her zaman ikinci ve hatta üçüncü, dördüncü, beşinci bir kişi size dadanıp sonuna kadar yazmanız için zorlar..
Meşgul uyarınızı görmek istemeyen bu kişiler bazen sizi oldukça zorlayabilirler...
Titreşimse bazen sizin en nefret edeceğiniz şey haline gelebilir..
Hani o sayfa öne çıkarda yazacağınız şeyler kopar gider ya bir süre..
Sanki durum uyarıları oraya boşuna konmuş birer süstür...

-selam...
susarsınız...
...Bir titreşim alındı...dırırıt dırırıt...
susarsınız..
-nerdesinnnnn?
susarsınız...
-of kızım ya ne zaman yazsam böyle susuyorsun..
susarsınız...
-iki dakka baksana yaaaaaaa!!!
susarsınız...
titreşim...
titreşim..
titreşim...
titreşim..
titreşim...
titreşim...
titreşimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm....
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa...................
Ya meşgulüm Allah'ın cezası..Bak cevap vermiyorum, meşgulüm, meşgulüm...
Sus iki rekat kardeşim..
Sus bekle bakalım biraz..
Yada madem meşgul..Yazma işte...
Ne bu yani, birimi öldüde bu kadar zorluyosun sınırları...
Sonra cevap verdiğinizde karşı tarafta büyük bir çemkirme...
İşte, "bak müzikte dinliyosun, ikide bir değişiyo, demekki ordasın, neden cevap vermiyosun, bana özel bir gıcıklığınmı var, benle konuşmaktan sıkılıyomusun, zaten bir daha yazmayacağım sana, işte sen böylesin şöylesin"
ENGELLE...
YADA BIRAK, BEN ENGELLEYEYİM..
GECE GECE İNSANIN SİNİRLERİNİ ZIPLATMA..
Ben daral bir insanım...Bazen eser meşgule alırım, başka şeylerle ilgilenirim..
Ama artık çözümü buldum..
Direk çevrimdışı yapıyorum modumu..

3 Eylül 2008 Çarşamba

Bu gün orda cumartesimi ?

0 kişi izah etti

Merhaba sevgili okurlarım..
Uzun zaman olmuş bu sayfayı açmayalı..Uzun zamandır açmamışım kendimi eskisi gibi...
Ne oldu..Ne bitti...
Üniversiteyi kazandım nihayet...
Yollar çok uzak olmasada, hani o rayların derin izleri gibi acıtıyor içimi aşılacak yollar..
Dün gibi aklımda..
Gidesim gelmişti yığıp anıları ardıma..
Belkide kimseyi düşünmek istemeden gidecektim bir yerlere..Çılgınlıktı bu!
Yapmadım..Allah o fırsatı vermedi bana ve kaldım..
Nihayet asıl gidilmesi gereken yer şimdi önümde ve sanırım gidiyorum ufak ufak..
Pek tabii onca koşturmacanın arasında herşeyi salıverdim bir kenara..
Yinede kocaman, koskocaman bir huzur oturdu üzerime..
Çok ama çok heyecanlıyım şimdi..
Birşeyler beni bu gece yine güzel bloguma gelmeye zorladı..
Geldim..
Yine ikinci sevmeler sardı beni..İkinci sevgiler..
Mutluluk nerede diye soruyorum kendi kendime..





Gittiğin yer bakışların kadar uzak olmasa Gelirdim dön, dön diyebilmek için Ayrılık bu işte sende sanki farklı mı zaman Bildiğin sonbahar bu aynı rüzgar aynı hazan Şimdi yaralı olsa da o düşe anlam katan Bizdik bizdik ikimizdik Bugün burada Cumartesi Ben senin saçlarını, suçlar bakışlarını, geveze susmalarını bile özledim Bugün orda da Cumartesi mi Sen de beni benim gibi özledin mi Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek Ne kadar acı Ne kadar komik Ve ne kadar bana ait Değil mi??

O suçlar bakışları iyi biliriz...İsteyipte söylenememiş o kadar cümle vardır ki ardı ardına dizilmiş..
Bir gün umutsuzca geri dönüleceğeni bildiğimiz halde susmaya devam ederiz...
Hiç çıkmaz isyanlarımız ağzımızdan dışarı..
"Sus" yaşamaktır bunun adı...
Gidilen yerler belki bir dost kapısı, yada mecbur kalınmış tek göz bir oda..
Ama genelde mecburiyetten ve belkide birazcık rahatlama arzusu..
Akıl geride, gözler hep uzakları seyrederken içten içe..Bir dost ani bir baskın yapana kadar dalınan uzaklara, yine, yine kendimizi geri getiremeyiz..
Bünye vücut neredeyse oradadır..Ama akıl kimbilir nerelerde..
İkinci sevmeler bahar açtırsada, her daim geride kalmış bir akıl..Bunu hep bilir yüreğimiz..
Ve düşünürüz..
Karşımızdakine ne hissettireceğimiz duygusu çepeçevre sarmalar bizi..
Ya anlamazsa hissiyatı sıkarda sıkar...
Karşımızdaki ilk kez sevmişse..O sızıntıyı bilemezse..
Ne olacaktır..??
Nasıl adanacaktır ruh ona..Nasıl hissettirilecektir bu duygu...
Durursun..
Düşünürsün..
Yalnış yapıyorum dersin, ve, çekilirsin...
Gidişler ve ikinci sevmeler kolay değildir..
İkiside sarsar seni..
Hayatın kısacık olduğunu gözünün önüne almazsın..
İyilik melekleri gibi karşı tarafı düşünmeye başlamışsındır..
Ve işte belkide yıllar sonra karşındakini daha çok acıtacak sahte gülüşler, yalanlar, yüze asılan bir maske..
Aslında amaç mutlu olsundur..
Ama iş amacından çıkınca, ve sen geri dönmeye kalkınca, özlemeye başlayınca birşeyleri, karşı tarafa yalan söylediğini anlatamazsın..
Anlatsanda, verdiğin mutlu etme çabasının, ve hatta gerçek olmasına rağmen, inandıramazsın..
İnanmaması kızgın olmasına oranla çook normal değilmi?
Çözüm mutlu olamaya çalışmamak değil, maskelemekte değil kendini..
Geri dönmeyi silebiliyorsan oyna bu oyunu..
Yoksa inanki anlatamazsın mutluluk oyununu...
Karşındakini tam tersine üzmek dışında hiç bir işe yaramaz..
Sevgilerimle....

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Benim ve balığımın öyküsüdür...

0 kişi izah etti
Yeni bir ilkbahar esiyordu sokaklara..
Okul dönüşü arkadaşımın zoruyla yürüyordum eve..
Yorgundum...
Aklımı yitirmiştim bir kaç zamandır..
Belkide hastaydım, kimbilir..
Serin esti rüzgar..
Balık satan küçük bir dükkanın önünden geçiyorduk..Rengarenk balıklar kocaman akvaryumda yüzerken birden o balıklardan almak istedik..
Arkadaşım en güzellerinden seçti..Rengarenk süs balıklarından...
Benimse gözüm köşede kalmış, pullarının bir kısmı dökülmüş japon balığına takıldı..
Evde hayvan beslemek iyidir derlerdi hep o psikoloji ağırlıklı yazılarda..
O rengi solmuş hasta balıkta takılı kaldım..
Aldım onu..
Akvaryumu yıkadım eve gelince heyecanla ve hevesle..
İçine parlak taşlar koydum..Tertemiz suyunu doldurdum..İçine saldım küçük balığı..
Benimle yaşadı..Beni iyileştirdi..Derdimi dinledi hep..
Gözyaşı dökerdim..
İçimde ne varsa yükledim ona..
Zamanla iyileştim..
Yaralarım sarıldı...
Onunda görevi bitmek üzereydi..
Hissediyordu..
Öyle garip bakıyordu..
Bu sabah suyunu değiştirdim..
Umutla yaşasın diye..
Öldü..
Suyun yüzüne çıktı..
Küçücük bir vedaydı onunkisi..
Görevim bitti dedi..
Artık ölmeliyim, zamanım geldi..
Öldü..
Ağladım..
Gülümseyerek...
Teşekkürler küçük balık...
Geri döndüğümü gördüğünde gittiğin için...
Küçükte olsa umudumda yardım ettiğin için..
Ve en önemlisi tam zamanında gittiğin için..
Sana anlamasanda belki, sürekli derdimi yüklediğim için özür dilerim..
Senin gibi kapalı kutu bir dostum yoktu..
Seninle ve seni hiç yemeye çalışmayan kedi yavrusuyla :) dertleştim..Başka kimsem yoktu çünkü...
Beni mutlu gördüğün için şükrediyorum...
Ve belkide sapıkça bir kurgu bu..Balıkla yada kediyle dertleşmeye çalışmak yani..
Ama ben, sadece kendimi iyi etmeye çalıştım..
Teşekkürler minik balık...
Herşey için...
Hoşçakal...

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Masumiyetin ebedi resmi...

0 kişi izah etti

Şuanda dünyanın en güzel şeyi ile başbaşayım...

Hayat o varken o kadar güzelki..

Eskiden ne kadarda anlamsızmış yaşantımız...

Şimdi o minicik bedeniyle hepimizi esir almış durumda...

Belkide en çok beklenendi...Hiç dile varamayan...Ama gelmesi beklenen...

Oda istiyordu belliki gelmeyi...

Bütün hazılıklarını yaptı..

Hatta kendisine dünya üzerindeki tüm güzellikleri katarak merhaba dedi bize...

Öyle bir merhaba oldu ki bu...

Hepimizi hem gözyaşına, hemde büyük bir sevince boğdu...

Şaşkındı...

Etrafını seyrediyordu öylece...

Haberi yoktu yeryüzündeki acılardan, yoksulluklardan, kavgalardan...

Muhtaçtı..

Küçücük parmaklarıyla bütün varlığını tekrar ellerine geri alana kadar muhtacım size diye haykırıyordu...

Görüyorduk, hissediyorduk...

Hepimiz aniden ona adadık kendimizi...

O kadar ansızın girdiki hayatımıza..

Kışın ortasında açan bahar güneşi gibi..

Karların arasından sızan gelincik çiçeği gibi..

Yıllarca, bütün fırtınalara karşı göğüs germiş bir bedenden gelen taze bir ilkbahar..

Nilüfer çiçeği kadar taze...

Ve belkide dünyanın en güzel mücevherlerinden bile daha değerli bir anne için...

Sevmek, korumak, içgüdüler...Hepsinin en güzel bileşkesi...

O kadar savunmasız ve bir o kadarda güçlü olduğuna inandığım...

Sevgi bu..

Önünüze sarayların kapılarını açsalarda faydasız...

Bir anne için kendi canından gayrısı yalan oluyor..

Kimine göre fazla sevgi..Kimine göre saçmalık belki..

Öyle bir annenin yaşadıklarını yaşamış olsaydınız, belkide siz, size verilen, sizden olan bu armağanı ondan daha fazla sevebilirdiniz..

Bilemeyiz...

O kadar güzelki...

Ben belkide sadece benim için umut ışığı yada kanımdan olduğu için seviyorum..

Ve bu satırları öyle bir psikoloji ile yazıyorum..

Herkesin zor sahip olacağı bu sevgi bence paylaşılmaya değer...

Yada sahip olmayı reddenler için küçük bir ders..

Veya hiç sahip olamayacaklar için küçük bir hüzün..

Hayatımıza bunca fırtınayı, kahkahayı ve sevinci katan ve şuan yanımda nefes alışverişlerini duyduğum küçük yeğenim, canım kızım için yazdığım her satır az bile...

Annesine ve ona, bahtı tertemiz, mükemmel bir hayat diliyorum..

Bunu en çokta isteyenlerden birisiyim sanırım..

Allah yüzlerini güldürsün...


Gamze teyzesinden bitanecik kızına sevgilerle...

22 Temmuz 2008 Salı

Yollarımız açık olsun sevgilim...

0 kişi izah etti

Yeni ve yalnız bir başlangıç yapıldı...

Biraz gözyaşı döküldü...Biraz somurtuldu nedenlere...

Bir sabah yeniden günaydınnnnn denildi hayata...

Atlatılamayacak kadar güzel anılar var...İnkar edilemez anılar...

Anılar şimdi hatırlandıkça gülümsetiyor..

Biraz daha kırık dökük kalınmış olunmasına rağmen, biraz daha görünecek şekillerde hüzünlü bakılsada aynalara, bunlar hayatın gerçekleri, olması gerekenler...

Arkasını aramaktan vazgeçtim herşeyin...

Şimdi şimdi normale dönüp, gerçekten kimseyi hiç istemeden, olduğum gibi bir kumral ile...

Nefret edilecek herşeyi bir birrr silmeye karar vermiş biriyim...

Nasıl olacak bilmiyorum ama, olacak, olmalı...

Seni hala seviyorum sevgilim...Bütün anılarımızı hatırlıyorum..

Beni hep iyi hatırlaman için dua ediyorum..

Artık tutunacak bir sen yok bende...Ama tutunmam gereken bir hayatımın olduğunun fazlası ile farkındayım şuan...

Seni hala ölesiye seviyorum sevgilim...Gittiğimiz heryeri, her mekanı bir bir hatırlıyorum...

Yediğimiz bisküvileri bile :)

Bana yaptığın menemenin kokusunu...Yatağında sessizce uyuyakalışımı...Uyandırırken kondurduğun öpücüğün yanağımda bıraktığı ıslaklığı bile...

Biz bir aileydik seninle...

Sen gittin ve harika anılar bıraktın bana...

Teşekkür ederim...

Sözümü tutup çok iyi yerlere geleceğim...

Seni bir sonraki görüşümde karşında yepyeni birisini bulacaksın...Söz sana...

Mucizeyi birlikte başlattık sevgilim...

Şimdi yollarımız ters istikametlere de gitse...Ben hala senin gösterdiğin yöne doğru yürüyorum...

Aşkımıza hep sadık kalacağıma binlerce kez söz veriyorum...

Seni seviyorum...Umarım yüzündeki gülümseme asla solmaz...

18 Temmuz 2008 Cuma

Seviyorum...

0 kişi izah etti
Ne denir bilinmez...Sadece yazmak istiyorum bu gece...
Ölümüne sevdik...Uğruna varımızı yoğumuzu verdik...Sonuç olarak terk edildik...
Giden gitti kalan sağlar bizimdir değil meselemiz...
Biz genelde bütün salak bağımlılar gibi uzun zaman umutsuzca seveceğiz....
Aldatılmış olmak, aylarca öylesine biri gibi yollar gözlemek asıl mesele...
Neden oyalanan biz olduk...
Şimdi bomboşuz...Şimdi önümüzde belirsiz bir hayat...
Belki saklı sevenlerimizde var...Ama bizim için ne ifade ederki...?
Çok sevdim...Uğruna ölümü göze alırım dedim...
Elde avuçta koca bir hiç kaldı...
Yüzükler atıldı...Koca anı kutularına saklandı...İçindeki isimli yüzüklerimiz...Aşkımızın imzaları...
Anılar o koca kutulara bir bir yerleştirildi...Umursamaz tavırlar ardına kocaman acılar sığdırdık...
Onunda bitişe olumlu bakmadığını bilsemde...Çok üzgünüm...Kal diyemedim...
Şimdi ne olacak?
İki insan ölümüne bağlı iken, iki insan deli gibi aşık iken...Birden iki zıt kutuba kaydı...
Neden olanlar varsa, onların hesabı er geç ödenecek elbet...
Tek nedenimiz klasik türk filmi...Fakir çocuk, zengin kız muhabbeti....
Göze almıştım oysaki...Ezdirmeyecektim...Gerekirse aç yatacaktım...O yuvayı kuracaktım...
Umutlarım vardı, hayallerim vardı, paha biçilemez hayallerim...
Gecelere tutuklu kalan klasiklerden değilim belki ama, yüreğimde ince bir sızı, kanayan bir yer sanki...Hissediyorum...
Çok sevmiştim...Çok bağlanmıştım...
Onun herşeyini sevmiştim...Kötü tarafları çok olmasına, bunu görmeme rağmen çok sevmiştim...
Hayır ağlamıyorum...Benim sevgim öyle değil...Ağlatmıyor beni kana kana...
Bir mezar var önümde, diri diri gömdü beni...Hala iyi yanından bakıp gülümsemeye çalışıyorum...
Olmuyor...
Bıçak gibi giren ağrılarımla baş başayım...
Hayatımda kimseyi istemiyorum...Sevilebileceğime inanmıyorum...
Hayallerim yıkıldı...
Gülemiyorum İNADINA...
Hala tutkunum...Hala çok seviyorum...
Nefret edemiyorum...Bırakılıp gidilmeye karşın tek bir hücrem nefret etmiyor ondan...
Cigara gibi aramaya başladım aksine...
İnadına diye birşey var...Sadece daha çok seviyorum şuan...İnadına olan bu...
Ne yapmalı...Tekrar zaten olmaz..Olamaz bunca söylenmiş sözden sonra...
Ne yapmalı bilmiyorum...Kara sevda bu...
Kimseyi istemiyorum...Ondan başkasını istemiyorum...Olan bu...
Çok zor imiş...Çok acıtır imiş...
İçimde kalan...Gülüşü..Kokusu...Öpüşü...

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Kodummu..............

0 kişi izah etti

Dünkü ruh halim berbattı...
Kısacık yazmışım, ben bile hatırlayamadım şimdi :)
Ellerimin titremesi geçti...Ayaklarıma sardı o titreme...
Geçecek...Geçmeli en azından :)
Evet aklıma geleni yazmak, biraz rahatlamak istiyorum şuan...

****

Tövbe...
Kesinlikle yapmam...
Yaparsam affetme....
Kapının önüne koy....
Allah belamı versin yaparsam...
Dıttırıdıt dıt dıt...

Kodummu oturturum!
Ne taraftan çakmamı arzu ederdiniz paşam...
İsterseniz magazin yapalım...
Kamera kayıtlarımıza bakalım...
Olmadı FBI çağıralım...
Oda sökmezse buyurun testi ben yapayım...
Bakışlarınız bozuldu efendim, benim testim uzunmu sürer, yoksa testin sonunda sizi benmi uzatırım, ne dersiniz?
Çıldırmış bir kadın nasıl bir portredir düşündünüzmü acaba?
Beklemekten tıkanmış, saldırıya hazır....Belkide şuan aldattınız, belkide yarın aldatacaksınız???
Nereden bileyim...
Nereye kadar sürer bu susuşlarınız...
Acım size yeterince hazım sağlıyormu?
Belkide farklı bir boşalma taktiğidir bu sizinkisi?
Sorularımın cevapları gökyüzüne uçarken susup oturmanın zorunluluğunu yaşamaktayım...
İnsan yerine konulmamamın göstergesi ise yokluğunuz, bende sizi koyamıyorum üzgünüm...
Sana değmezmiş çektiğim bu müphem acı...
Kızmıyorum...
Üzüntüm kendime...
Aylarca her gece nöbetlere neden diktim diyorum kendimi...
Bittiysede bitmiştir....
Budur...
Bilsem keşke...
En azından öldümü, sağmı diye düşünmezdim...Bunun acısını çekmezdim boşuna...
Kodummu oturturum...
Şehirler terkederim imkan dahilinde, arkama bakarmıyım sanıyorsun?
Yıllarca bu acıyı çekeceğimide bilsem bir dakika durmam buralarda...
Yorgunluğum yaşadıklarımdan ibaret...
Daha varamadım tadına hayatın...
Ölmek çok uzak....
Ölüm çook uzaklarda benim için...
Korkma!
Ben sevdiğinin acısı nasıl birşey bilirim, kimseyede aynı acıyı yaşatmam...
Gidilmesi gerekiyorsa gidilir...Sorun değil...
Senin bana verdiğin sözü şimdi ben tutuyorum...
Bu sabah kodummu oturtmak istiyorum seni...
Neredenmi geldi aklıma?
Söylesem anlayacakmısınki?

11 Temmuz 2008 Cuma

Merhaba

0 kişi izah etti
Merhaba sevgili okurlarım...
Bi kaç zaman sizden uzak kalmak zorunda olduğumu belirtmek isterim...
Psikolojik olarak kendimi toparlayamadığım bir dönemin içindeyim...
Ne yazmaya, nede okumaya halim var inanın...
Bu durum ne kadar sürer, sonunda ne olurum bilmiyorum...
Tarifsiz bir acı çekmekteyim...
Limanlarımdaki gemilerim batmış gibi...
Dedikleri gibi...Hayatın acı tarafı olmazsa ne kadar yaşanabilirki?
İnsanın omuzuna aldığı yükün telafisi nedirki?
Kötü bir oyuna mahkum oldum sanırım...
İyisimi biraz durmak, dinlenmek, toparlanmak...
Yazarken bile harfleri zor zahmet buluyorum...Ellerim titremekten hakimiyeti kaybetmiş halde...
Zorunlu yaşıyorum...
Bir kaç zaman sonra dönerim...Umarım iyi haberlerle dönerim...
Hoşçakalın....

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Şiştim

1 kişi izah etti

Bunaldım...............!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Etraftaki saçmalıklardan, herkesin beni sorgulamasından bunaldım...!!!
İçerim, dibe vururum, saçmalarım, küfrederim bağıra çağıra, olmayacak laflar ederim, çılgınlıklar yaparım, uç noktalara dayanırım...
Neredeydi beni koruyan zihniyet...Nerede??
Nerde kendi paranoyalarımdan sıyrılmamı sağlayacaklar???
Kendi kabuklarına sığınmış, içe gömülmüş, kendilerini düşünüyorlar...
Ben yine nöbetlere dikiyorum kendimi...
Neden istediğimi yapamıyorum?
Sabah kalksam erkenden, yollara çıksam, hiç bilinmedik yerlere gitsem, ayaklarımı denize sokup açsam biramı...Şarkılar söylesem...
Bende istediğimi öpsem, hiç çekinmesem...
Ahlaksızlık olurmuydu?
Bir süre kafama göre yaşasam, istediğimle düşüp kalksam, tercih edilmeyen basit kızlardan olurmuydum?
Kim sevdiki beni ölümüne...Kim sevdiki ciğerinden bir parça olacak kadarda, böyle bir muameleyi bekliyorlar benden?
Ben bazen kendi içimde nefessiz kalıp bela okurken, herkes birer birer sen busun, sen şusun dediler bana...
Ben buyum...
Ben yardım edeyim derken kendimden vazgeçebilirim, kendimi günlerce unutabilirim...
Ben iletişim kitapları arasında hiç yorulmadan sabahlayabilirim...
Ben birini unutmak için bir diğeriyle birlikte olabilirdim diğerleri gibi...
Affetmiyorum kendimi...Çünkü ben hayırlı bir evlat olamamışım kimseye...
Çünkü ben, barlardan diskolardan çıkmadım, herkesle oynadım, kimseyi sevmedim, yalan söyledim, aşağıladım, hor gördüm, küçük düşürdüm insanları...
Tövbe yarabbim...
Bunu bana söylettiler...
Çıldırma eşiğimi çoktan aştım...
Yıllardır ben mutsuzum herkes mutlu...
Ben aldatıldım, herkes masum oldu...
Bir kere yaptım allah belanı versin senin dendi...

Susun!
Duymak istemiyorum!

Beni bu kadar sevseydiniz, şimdi özgür olabilmemi sağlardınız...

Susun!
Hiç birinizi görmek istemiyorum...

Bir sabah bir taraflarınızı yırtsanız bu hatunu bulamayacaksınız...
Sizi çekme kotası tükenmiş olacak..
Ve kimse ona boyun eğdiremeyecek...
Ve bu hatun gebersede sevgisini çoktan gömmüş olacak...Hiç birinizin korkak halini çekmeyecek...
Asla geriye dönmeyecek...
Siz şimdi üzün, kırın, yüklenin...
Taşım ben, evet itiraf ediyorum, taşım, kalastan farkım yok...
Asla kırılmam..Üzülmek diye bir durumum hiç yok...
İtiraf ediyorum... !Çok ta tın!
Beni bu hale getirenler utansın...
Artık herkesi kendi haline bırakıyorum...Herkese bana yüklediklerini geri gönderiyorum...
Kaldırın bakalım...Hadi kaldırın!!!!!!
Hadi yaşayın bakalım...Bende dünya gözüyle göreyim...
Gitme, gelme, görme, aldatılıp susss, aldatılıp affetttt!!!
Uydurulacak çok yalan var nasıl olsa...
Sizin başınız ağrımayacaksa, benim hiç ağrımaz...
Açarım o telefonu ağzıma geleni söyler kapatırım...
Şişşşşşştimmmmmmmmmmmmmmmmmm!
Umrumda bile değil artık...
Dünyanın ızdırabını bana yüklemeye çalıştınız, susun, sakın itiraz etmeyin...
Ben tükendim...
Hak ettim değilmi?
Ben herşeyi hak ediyorum değilmi?
Hiç biriniz bu kadar ustaca yazamazsınız, hatta konuşamazsınızda...
Laf ağırıma gidiyor...
"Lütfen beni bırakma, ne yaparsam yanımda ol.."
Oldu....